Bu noktayı bir örnekle açmaya çalışalım; Önümüzden kalkıp sola kıvrılan bir kekliğe ateş ederken, sol ayağımızı hafifçe ileri atıp sağ ayağın topuğunu hafifçe kaldırarak vücut ağırlığımızı hafif öne veririz. Sol elimizle uzaklaşan avı gösterirken omuzlanmış olan tüfeğin dipçiğine omuzumuzu bütün yükü ile verip, sağ elle kabzayı sımsıkı kavrayıp, sol elin gösterdiği avı tesbit ederek tetiğe basarız. Bu anda nefesimiz tutulmuş ve refleksle gevşek duran omuz ve ense kaslarımız ani olarak gerilmiştir. Geri tepme hareketini hissetmeyeceğimiz gibi, namlunun hala hedef üzerinde olduğunu görebiliriz. Bu halde ikinci bir atışla şansınızı bir kere daha deneyebilirsiniz. Ancak bu durumda ikinci bir atışa çoğunlukla gerek kalmaz, belki de alaydan çift kalkan kekliklere duble yapma imkanı doğar.
ava atış yaparken, namluyu görüyorsanız, ona bakıyorsanız veya tüfeğin sesini duyarsanız, avı da ıskaladınız demektir. çünkü aklınız avda değildir. Bunu ortadan kaldırmak için, Robert Churchill'in
* av ve atıcılık ile ilgili "Game Shooting" kitabından kısa bir alıntı yapmak istiyorum.
"Bu durumu ortadan kaldırmak için öğrencilerimizde bazı yöntemler deneriz. Bunlardan biri ve en etkili olanı, atış yaparken kendilerinden plağın ilerisine veya gerisine atarak ıskalamasını istememizdir. Öğrenci ıskalamayı düşündüğü için tüfeğin farkında değildir, aklı atacağı yerdedir. Aynı şekilde de yalnız vurulacak hedefi düşünecek olursanız, tüfeğe ne kadar önleme vermeniz gerektiğini düşünmezseniz ve sadece hedefe bakarsanız, onu vurursunuz."

Bir avcı, ömür boyunca tüfeğinde bazı değişiklikler yapmak zorunda kalabilir. Bilindiği gibi uzun boylu, normal kiloda insanlar tüfek omuzlamakta ve doğrultmakta avantajlıdırlar. Yaşlanan avcılar yaşları gereği göğüs ve boyun kısımlarında değişiklikler uğrarlar, kilo alabilirler. Bu tip hallerde artık tüfeğin eskisi gibi yatmadığı tesbit edilirse kundağın inceltilmesi ve/veya kısaltılması gerekir.

Kısa namlulu tüfekler, uzun namlulu tüfeklere kıyasla ava daha rahat yönelirler. 65 cm. namlulu bir tüfek kanımca en ideal tüfektir. Namlu uzadıkça tüfeğin ava yöneltilmesinde zorluklar baş gösterir, yani atış pozisyonuna girinceye kadar fazla zaman ve yol harcanır. Namlu kısaldıkça ava çevrilmesi kolaylaşır. Böylece ava, vakit kaybı olmaksızın tetik düşürülebilir. daha evvel de belirttiğim gibi namlu uzunluğu etkili menzilde bir fark oluşturmaz.
Yivsiz av tüfekleri ile avcılıkta atış mesafesi 35-40 m. yi geçmez. 65 cm namlulu tüfekler bu mesafeler içinde yeterince etkilidirler.
aşağıdaki cetvelde atış hatalarının kaynaklandığı temel noktalar gösterilmiştir:

   SAĞ VURUŞ Kundakta fazla dış büküm
Baş fazla ileride, gözler kundağın çok önünde
Kısa kundak
Yanlış duruş
   SOL VURUŞ Kundakta az dışa büküm
Uzun kundak
Sol elin gövdeye doğru çekilmesi
Dipçiğin omuza oturmak yerine kolda durması
   ALT VURUŞ Fazla kırık kundak
Tetiğin çok sert çekilmesi
Tepmeden ürkme
Sol elin yeterince ileri uzanmaması ve/veya dengesiz, ön tarafı ağır tüfek
   ÜST VURUŞ Fazla düz kundak
Sağ elin gevşek tutması
Fazla uzun kundak
Dipçik kıvrımının uygun olmayışı

Yapılacak deneyler sonunda hatanın kesin olarak tüfeğin kundağından kaynaklandığına emin olunursa, o zaman iyi bir tüfekçi ustasına giderek kundakta gerekli tadilatı yaptırmanız gerekmektedir. Ne var ki çok hassas bir iş olan kundak düzeltme işi ve ölçüye göre kundak yapımı pek çok usta tarafından hakkıyla bilinmemekte ve yapılan değişikliklere rağmen kundak gene de tam ölçünüze uydurulamamaktadır.

*Robert Churchill, dünyaca ünlü İngiliz av tüfekleri "Churchill" in yapımcısı ve İngiliz polis laboratuarları balistik danışmanıdır. Kendi adını verdiği çiftelerinde uyguladığı kısa namlunun spor sahalarına yerleştiricisi olmuştur. Churchill ayrıca hareketli hedefe atışta, hesaba dayanan önleme vermenin yerine; göze, görüş keskinliğine ve vücudun hareketlerine dayanan atış sisteminin de yaratıcısı ve öğreticisiydi. 1958 yılında öldüğünde geride bıraktığı metot, yalnız ava yeni başlayan, eline daha evvel hiç tüfek almamışlar için değil, aynı zamanda senelerden beri ava çıkıp hala çok isabetli atışlar yapamayanlara da bir şeyler vermektedir.